iç dökme yazısı

Az önce blogumu biraz okudum da hüzünlendim. İstanbul’a geleli 4 yıl oluyor bu 4 yılda  hızlandırılmış şekilde o kadar çok şey yaşadım ki ben de dönüp baktığımda şaşırıyorum. Devletşah’ın bir videosunda gördüm minnet günlüğü tutmaya başlamış. Ben kendi adıma her gün o kadar çok şükredecek şeyim olduğunu ancak ettiğim şükrün bana bile yetmediği konusunda hayıflanan biriyim. Minnet günlüğü benim de işime yarayabilir deneyeceğim. Rabbim şükrümüzü arttırsın inşallah.

Bugünlerde zihnim karışık. Zorlandığım meseleler oluyor. Şaşırıp kaldığım, samimiyetsiz bulduğum, çarpık insan ilişkilerini idare etme konusunda sıkıntılarım var. Kadınların kadınlara ettiği buğuzdan sıkılmış vaziyetteyim. 14 yıl aktif olarak çalışmış bir insan olarak ağırlıklı diyalog içerisinde olduğum cinsiyet profili erkeklerdi. Kadınların entrikalarına, dengesizliklerine, boş boş konuşmalarına, arkadan konuşmalarına, burun kıvırmalarına alışık değildim. Açıkçası öyle insanlarla da işim yok. Direk koyuyorum mesafeyi. Önümde işim olsun yorulayım üzüleyim ama insan ilişkileriyle özellikle de aile meseleleriyle sınama beni Allah’ım. Ne kadar zormuş.

Şu önüne gelen insanın bebekli annelere laf atması bitmeyecek mi? Bir tek siz mi biliyorsunuz? Buradan yazdığıma bakmayın pek tersleyemiyorum insanları. Pazarda, markette, yolda, otobüste nerede görseler mutlaka bi lafları hazır. Ağırlıklı kadınlar ve yaşlılardan geliyor genelde. Ben kimsenin bebeğine karışmış bir insan değilimdir. En fazla tebessüm eder severim karşıdan.  ilk zamanlar sorun bende sanıyordum acemiliğime verip onların cümlelerine bakakalıp hatamı arıyor ama bulamıyordum. Şimdi görüyorum ki tüm taze anneler aynı şeyden şikayetçi. Yok üşüyor, yok terliyor, yok telefonla konuşma, pazara niye getirdin yazık o bebeğe, orada rahatsız gibi?? he ben anasıyken anlamadım sen orda kasada(kasiyer) 2 dk gördün anladın hemen bravo. Bizi annelerimiz sanki sırtında taşımadı ferace içinde. Terslemek işe yarar mı bilmiyorum ama sanmıyorum ben zaten çok becerebilen biri değilim hoş gelmiyor ama o kadar hak ediyorlar ki.. Çok doluyum :))

Zeynep’e diş buğdayı yaptık arkadaşlarımla. Biraz planlı programlı çalışınca üstesinden geldim hamdolsun. Baya yorucuydu ama içime çok sindi. Programı maalesef herkese uyarlayamıyorsunuz kimisi h.sonu müsait kimisi h.içi müsait.. Gelebilen geldi bana da yetti.. Kızıma güzel bir anı oldu. Zeynep’i cânım Kübra hazırladı. Çok tatlı oldu güzel kızım. Böyle mürüvvetini görmüş gibi hüzünlendim o gün 😀  Bir seyin abartılı olmasından çok sıkılıyorum(tütü etekler, abartılı kafam kadar taçlar)  zarafet ve sadeliği çok seviyorum. Kızımı da o şekilde giydirdim çok sevdim. Ayrı bir diş buğdayı postu açmak lazım sanırım 🙂

İşime karışılmasından çok rahatsızım. İş hayatımda bunu zaten çok yaşadım. Buna evimde asla katlanamıyorum belki işim yüzünden oldu bilemiyorum ama evimde kontrolün elimde olmasını seviyorum ki doğru olan da bu değil mi? Öyle bir an geliyor ki sanki sorun bende? Samimiyet farklı bir şey dayatma farklı bir şey. Onu ayırt edebilecek yetişkinliğe sahip herkes aslında ama…

Yalnızlığı, sükuneti seviyorum. Bir de ailemi özledim nokta.

Genel kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Etamin kitap ayraci

Misafir ağırlamayı çok seviyorum. Hele kız arkadaşlarımı ağırlamak o kadar zevkli ki.  Hem konuşacak çok şey oluyor hem çok rahat oluyorsunuz. Arkadaşınız da rahat ediyor. Ben genellikle kimsenin mutfağına -kendisi beni dahil etmiyorsa- çok karışmam. Buna rağmen bazı arkadaşlarımın benim mutfağımda rahatlıkla her işe yardım etmesi, çayı koyması, direk çekmeceden çatal bıçağı alması, bana sormaya bile kalmaması rahatlığı beni sevindiriyor.  Samimi buluyorum. Ama bu her zaman olmuyor. Sanırım kişiye de bağlı. Karışmak var karışmak var. Karşı komşumun ocakta pişen yemeğimin başına gidip direk kapağı açması bunun suyu az, bunun tuzu az vs. gibi yorumlar yapmasına ne bileyim sormadan etmeden buzdolabımı açmasına sinir oluyorum 🙂 Mesafe şart diye düşünüyorum. O kadar da rahat olunmamalı diye düşünüyorum. Biri yardım etmek maksatlı diğeri eleştirmek maksatlı yaklaşıyor gibi geliyor galiba 🙂 Konu nereden nereye geldi:)

wpid-wp-1447757282732.jpeg

 

Diyeceğim şudur ki kız arkadaşlar bir hayatın olmazsa olmazıdır efendim. Evlenseniz de bu böyledir. Kocaya sarmamak için birebirdir. Onlarla görüşmek hasbihal etmek iyidir. Bu nedenle evlenince kız arkadaşlarınızla ilişiğinizi kesmeyiniz. Onları seviniz. Velhasılkelam uzun zamandır evime misafir etmek istediğim fakat bir türlü yoğunluklarından kaynaklı görüşmek kısmet olmayan iki kız arkadaşımı misafir ettim ve onlara bu etamin ayraçları yapıp hediye ettim. Çok acemice ve basit bir örnek oldu ama ilk iş mazur görün diye belirttim 🙂 İnşallah daha güzellerini yapmak kısmet olur. Zira hediyeleşmeyi pek seviyorum. Vaktim yettiği ölçüde yapmaya gayret edeceğim yine 🙂

 

wpid-wp-1447612861210.jpeg

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Erzak torbası

 

Her yeni güne aklımda bir ton fikir ile ve şunu da yapmalıyım bunu da yapmalıyım iştahıyla uyanıyorum. O kadar sinir bozucu ki yapmak istediğim onca şey varken sanki hiçbir şey yapamıyormuşum hissi beni çok yoruyor. Yapmak istediğim şeye karar vermek, neyi nasıl yapacağımı kafamda oturtmak zaten çok zamanımı alıyor. Yapmak inanın daha kolay benim için!

erzak torbası2

Malzeme işin olmazsa olmazı. Bebekli, pusetli bir insan olarak malzeme temin etmek her zaman kolay olmayabiliyor (buna beyim tabi tabi diyebilir 😀 )Elindekileri değerlendirmek çok güzel. Pötikare kumaş elimde daima olan bir kumaş :)) Pötikareyi çok seviyorum ve evime yakın bir dükkanda satılıyor. Diğer ketene benzeyen kumaş kısmı ise annemin sandığından el dokuması bir kumaş. İkisi bir araya gelince 

wpid-wp-1447412601343.jpeg

Neyse bir arkadaşımıza ev ziyaretine gideceğiz kendisine minik bir bohça mı yapsam yoksa erzak torbası mı derken ortaya bu çıktı. Hediyelerin ya da yapılan bir işin sahibine benzemesi diye bir şey varsa o bence gerçek.  Şu yaptığım erzak torbasını ilk kez yaptım o kadar tatlı oldu ki tıpkı sahibi gibi! Ben çok beğendim. İlk fikrim içine erişte koyup götürmekti, sonra kuskus ve kuru domates koymayı düşündüm, şu an çıkan sonuç ise içinde türk kahvesi ve kuskus var :)) Çünkü küçük bir erzak torbası. Yarım kilo alabilir maksimum. Ben yapmayı da çok sevdim ve ortaya çıkan sonuçtan çok memnun kaldım. İnşallah sahibi de beğenir 🙂

Yapılış aşamalarını ben tek tek yazmayacağım.

Yapmak isteyen olursa diye tık tık..

 

erzaktorbası

 

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ne izliyoruz?

Yabancı dizi izlemeyi sevmeme rağmen başına oturup 1.sezondan itibaren takip ettiğim pek görülmemiştir. Zaten maksimum 3 bölüm ard arda izleyebiliyorum gerisi beni yoruyor 🙂 Şimdilerde ise kocamla oturup seyrediyoruz. Yanımızda da çay ve patlamış mısır!

The Big Bang Theory

Bu diziyi çok seviyorum. Eğlenceli komik. Favori karakterim Lenoard olsa da her birine ayrı ayrı gülüyorum. Zeynep de jenerik müziğinin hastası o müziği duyunca emekleme pozunu alıyor hemen 🙂  Dizi 9.sezonuna gelmiş biz henüz 6.sezondayız.

the-big-bang-theory-recap

 

yaran-the-big-bang-theory-replikleri_621249

 

720_178

 

Game Of Thrones

Bu diziye yeni başladım. Kocam aslında ilk sezonları izlemiş oluyor ama benimle beraber tekrar baştan başlıyor. İlk bölümünden sonra rüyalarıma gireceği endişesini taşısam da dizi sarmaya başladı bile. Heyecanla izlemeye devam.

Game-of-Thrones-season-3-1

 

Blindspot

İlk sezondan başladığım ilk ve yeni bir dizi.  Hikaye tanıdık gibi. FBI, kim olduğu bilinmeyen hafızası silinmiş  adını bile hatırlamayan Jane ve vücuduna rızası olmadan kazınmış şifreli dövmeler. Çözmeye çalışıyorlar. Aksiyonu bol. Güzel gidiyor…

BLINDSPOT -- "Pilot" -- Pictured: Jamie Alexander as Jane Doe -- (Photo by: Virginia Sherwood/NBC)

 

Genel kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Limonlu Cheesecake

Pasta ve yemek konularında denemeler, tarifleri birleştirmeler, bunları kafama göre uyarlamalar yapmayı seviyorum. Genellikle tarifsiz iş yapamam. Çok iddialı değilim ama yaptığımı önce kendim beğenirsem bir daha ki sefere yapmayı yeğliyorum. Kendim beğenmezsem o tarifi eliyor rafa kaldırıyorum. Genellikle ilk yiyeceğim/yediğim yiyeceklere karşı ön yargılı olsam da tamamen kendimi kapattığım yiyecek sayısı az. Kocam da tatlı yemeyi çok seviyor. Tatlı (sütlü/şerbetli) cinsi şeylere karşı zaafı var. Ben önüme gelen tatlının genellikle yarısına kadar yiyebilen biriyim kalanını kocama yediriyorum:)

20151011_1526301-1024x768

Limonlu Cheesecake ilk starbucksta yemiştim. Açıkçası garip gelmişti tadı. Ama görünüşü çok zarifti. Daha sonra yine yedim ve sevmeye başladım. Yapmak istiyordum ama yapabilir miydim tarifleri inceledim (bloglar, cafe fernando, nefis yemek tarifleri) kelepçeli kalıp aldım ve yaptım. İlk denemem olmasına rağmen bence fena sayılmazdı. Ben de kaybetmek istemediğim tarifler için burada bir kategori oluşturmaya karar verdim. İlki de bu olsun öyleyse 🙂

Limonlu Cheesecake

Tabanı için;

  • 50 gram tereyağı
  • 1,5 paket eti burçak bisküvi (Eğer biraz daha kalın bir taban isteniyorsa 2 paket yapılabilir)

Cheesecake için;

  • 400 gram labne
  • 200 gram krem peynir
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı şeker
  • 4 yumurta
  • 3/4 su bardağı un
  • 1 su bardağı süt
  • 2 limon suyu

Üzeri için ;

  • 2 su bardağı su
  • 1 limon kabuğu rendesi ve suyu
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 6 yemek kaşığı şeker
  • tercihe bağlı çay kaşığı ucuyla sarı gıda boyası (ben ilk denememde kullandım ama bir daha ki sefere kullanmayacağım)

Yapılışı ;

  1. Tabanı için burçak bisküvi ve tereyağını robotta çekip 23 cm.lik kelepçeli kalıbın tabanına iyice (enim konum: ) yerleştiriyoruz. Buzdolabında yarım saat bekletiyoruz. Bu sırada cheesecake’i hazırlıyoruz.
  2. Cheesecake için labne, krem peynir ve yoğurdu 5 dakika çırpıp üzerine şeker ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. 1-2 dakika sonra unu eleyerek karışıma ekliyoruz. Daha sonra oda sıcaklığındaki yumurtaları ekliyoruz ve en son limon suyu ile sütü karışıma dahil ediyoruz.
  3. Dolapta beklettiğimiz tabanı çıkarıp kalıbın kenarlarını aliminyum folyo ile kaplıyoruz.
  4. ve hazırladığımız cheesecake karışımını tabanın üzerine ekliyoruz.
  5. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 40 dakika pişiriyoruz. Daha sonra 160 dereceye düşürüp 10 dakika daha pişiriyoruz. (Fırın süresini aşmamakta fayda var)
  6. Fırından çıkan cheesecake’i soğudurken jölesini hazırlıyoruz. Cheesecake soğuduktan sonra üzerine jöleyi ekleyip buzdolabında 1 gün bekletiyoruz.
  7. Ertesi gün üzerine limon dilimleri ile süsleyip servise hazır hale getiriyoruz.

ipuçları:

  • ben ilk denemem olduğu ve nasıl bir şeyle karşılaşacağımı bilmediğim ve fırınımın cheesecake’e karşı olan tutumunu kestiremediğim için 23 cm.lik bir kalıp kullanmıştım. Evet çok şık oldu ama cheesecake’e yakışan daha yayvan bir görünüm ve daha ince dilimler olmalıydı bence. O nedenle 26 cm.lik kalıp ve daha ince dilimler daha güzel olabilir..
  • yumurta, tereyağı oda sıcaklığında olmalı!
  • unu mutlaka elemeli!
  • aliminyum folyo ile kenarlarını kapladığınız kelepçeli kalıbı bir fırın tepsisine oturtup kenarlarına su dolu bir fırın kabı koymak cheesecake’in üzerinin çatlamasına engel olurmuş. Ben koymama rağmen üzeri çatladı(üzerine jöle eklediğim için belli olmadı) bunu da fırında 1 saati aşkın tutmama bağladım. Bir sonraki denemem de revize ederim burayı.
Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | 3 yorum

ilk anneler günü yazısı

Başlık nasıl ama 🙂

Aslına bakarsanız hala inanabilmiş değilim anne olduğuma:) Anne olmanın tamamen nasip kısmet ve takdir işi olduğu kanaatindeyim. Zeynep’e ve yaşadıklarıma baktıkça bunu daha iyi anlıyorum. Ettiğim şükürleri kendim bile azımsıyorum bu yüzden. Çok tatlı, çok kıymetli, şaka gibi bir nimet bu:) Elhamdülillah.. İlk zamanlar seni içime geri sokarım diye seviyordum:P Normal doğum yapan bir arkadaşım yok ben öyle demem çıkarması çok zor demişti ahah:)) Ben sezeryan olduğum için onu anlamıyordum tabiki:P

Allah’tan duam isteyen, arzu eden, hatta bunun için çok uğraşan herkese nasip olsun inşallah anne olmak. Zeynep hayatıma, hayatımıza iyi ki gelmiş…Ben kendi adıma hissettiklerim hep güçlü olmam gerektiği, onun canı acıdığında (öksürdüğü gün depresyona girdim:)) iki katı canımın acıması, hep bir kaygı hali ve koruma içgüdüsü. Tipik türk anası anlayacağınız.

Bir de anneliğim Zeynep doğduğu günden bugüne nasıl geçmiş ve geçiyor ekleyeyim..

Kızım Zeynep;

1.ay : Doğdun ve 21 gün kuvezde kaldın. Çok zor günlerdi. Ameliyatlıydım, nal gibi dikişlerim vardı, hava çok soğuktu, seni bize gösterdikleri gün ve dakikalar(haftada 2 gün ve 3-4 dakika) yetmiyordu ve neler olup bittiğini anlayamıyordum, telefonla bilgi alamıyorduk, hastane kanguru bakımını destekleyen bir hastane değildi, lohusaydım, ev kalabalıktı, yatak odasından çıkmıyordum. Moralsizdim. Senin gelişebilmen için sana süt gönderebilmem lazımdı sana süt gönderebilmek için de iyi beslenmem ve moralimi yüksek tutmam gerekiyordu. Bunu bana sürekli söylüyorlardı. İtinayla sütümü sağdım sürekli. Ne olması gerekiyorsa onu yaptım yapmaya çalıştım. Seni gördükçe sana nasıl bakacağımı ve nasıl dokunacağımı düşünüyordum. O kadar miniktin. Okudum. Prematüre bebek bakımları, lohusalık vs. önüme ne gelirse yatak odamda hem iyileşmeye hem okumaya çalıştım. Ağladım çok ama geçti (yazarken de o günlere dönülüyormuş ağlamasam iyiydi) Önce seni emzirmem için beni çağırdılar. Çılgına döndüm sevinçten:) İlk kez sana dokunacaktım 🙂 Gittim. Seni kucağıma verdiler emzirmem için. Elim ayağıma dolaştı 🙂 Çok acemiydim. Hemşiren bana gülüyordu:) Sevdim, kokladım tabi ki doyamadım:) Ertesi gün tekrar çağırdılar, sonra tekrar.. ve sonra kavuşma anı:)  Elhamdülillah evimize geldin. Evde bayram havası esti. Üzerini değiştirmeye korkuyordum. Çok ağlıyordun. İlk banyonu yaptırmadan önceki kaygımı unutmuyorum. 5 dakika bile sürmemişti ve sonucu görünce rahatlamıştım. Kolaymış meğer. Banyo suyuna süt katıyoruz(kleopatra banyosu:)) bu cildini yumuşak yapıyor. Banyo sonrası da tüm vücuduna zeytinyağı sürüyoruz. Besliyormuş büyüyormuşsun böylece:)

2.ay Başbaşa kalmıştık. Anneliği öğreniyordum senden. Güzeldi. Genellikle beşiğinde yatmıyordun uyuyordun ama beşiğe yatırır yatırmaz ağlıyordun:) Erken doğduğun için bedensel temasa çok ihtiyaç duyduğunu öğrendiğim için seni hiç de bırakmıyordum. Tüm kucağa alışır söylemlerine rağmen. Genelde emerken uyuyakalıyordun. Ben de küçücüktün ama seni yanımda yatırmaktan çekinmedim. Ezersin diye korkuttular. Ben nasıl uyursam aynı şekilde kalıp gibi uyandığımı farkettim. Allah da yardım etti. O yüzden uykusuz gecelermiş vs. o kadar olmadı. Gündüzleri de yine koynumda uyuyordun. Ev işlerini boşvermiştim sen önceliğimdin. Ama bana hep bir yemek yapma payı bırakıyordun akıllı kızım benim 🙂

3.ay İyice alıştık birbirimize. Artık ilk aldığımız tulumlara sığmaz oldun. İyi gelmiyorlar sana. Kol bileklerinde boğumlar oluştu:) Ana kucağını çok sevdin. İyi ki sevdin zira artık oturtmuyordun bizi. Belimiz ağrıyordu. Sürekli kucağımızda hadi tamam kucaktasın bir de ayaktayız:) Oturunca başlıyordun ağlamaya:) Anakucağı candır:P Popondaki morluğun ne olduğunu bilmiyorduk iğne izi falan sandığımız için geçer diyorduk geçmeyince doktora sorduk. Meğer doğum lekesiymiş. Mongol lekesi denirmiş. İlk kez duymuştum.4-5 yaşına kadar geçmez dedi dr. Çok da değil zaten ama öğrendiğimiz iyi oldu. Aşıların tam gaz devam. Bir de sağlık bakanlığı kapsamında olmayan rota virüs aşısı yaptırdık. Baban özellikle bu aşıyı yaptırmak istedi çünkü bu hastalığı kendisi 6 aylıkken 60 gün hastanede kalarak atlatmak zorunda kalmış. Kızı bunları yaşamasın istedi 🙂  Bebek mevlidini yapmak için babaanneye gittik Bursa’ya. İlk şehirlerarası yolculuğunu sevdin. Feribotun titreşimi hoşuna gitti. Bebek mevlidinde oldukça keyifliydi. Kalabalığı sevmedin huysuzlandın ama Allah kabul etsin iyi oldu. Oradan anneannene geçtik ilk kez dedenle tanıştın:) İlk kez otobüse bindin:) İlk kez tırnaklarını kestim:) ve ilk kez öksürük/soğuk algınlığı oldun 🙁 neyseki 2.5 hafta sürdü ve 1 haftalık şurup kullanma sonucu geçti.

4.ay ağzından köpükçükler çıkartıyorsun:) ve iki elini birbirine kavuşturup yumruk yapıyor ağzına götürüyorsun çok komik oluyor:) elini emmek hoşuna gidiyor şapır şupur sesler çıkarıyorsun:) diş çıkarımı öncesi diş etleri büyüyormuş bu ay. Öğrenmeye devam:) Ellerin bir güzel büyüdü, saçların uzuyor:) maşallah 🙂 Beni tanıyorsun, takip ediyorsun, Zeynep! diye seslendiğimde dönüp bakıyorsun, kollarından tuttuğumuzda başını kaldırıp kalkmaya çalışıyorsun. Konuşuyoruz ben sana neler yaptığımı anlatıp duruyorum sen de bana gülüyorsun gülücükler saçıyorsun sesler çıkartıyorsun. Bayılıyorum 🙂 istifa ettim sana kendim bakmak, seni bir süre de olsa kendim büyütebilmek için işten ayrıldım. Çok da seviniyorum. Allah’ımın böyle kararlaştırmış olmasından yana çok şükrediyorum. Elhamdülillah. Ev hayatı sıkıcı geliyor. Her şeyi sürekli temizleyesim yıkayasım geliyor. (çalışırken meğer her şey yarımmış olduğu kadarmış ama evdeyken öyle olmuyor her şey gözüne batıyor insanın) Kocam sana meşgale bulmamız lazım diyor :))  Dikiş makinası aldım, kızıma elbise dikeceğim evet! :)) Bir şey daha var nazar değmesin diye yazmıyorum onu ilerleyen dönemlerde eklerim 🙂

 

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bugün günlerden hıdırellez

en son 2 ay önce yazmışım yuh!

2 ayın adı var artık zınk diye geçiyor koştura koştura yaşamak diye bir şey var gerçekten ve bu İstanbul’da daha bir geçerli. Hızlı şehir!

Bu son 2 ayda ben eve baya alıştım(üst kat komşumun sürekli bir şeyler silkelemesi dışında!), bir Balıkesir, Bursa turu yaptık, Zeynep’in bebek mevlitini yaptık, kocam iş değiştirdi, doktor kontrolüm olumlu geçti, ben istifa ettim gibi radikal değişikliklerimiz oldu hayatımızda. Hepsine binlerce şükür! (ne kadar kısa cümlelerle özet geçilebiliyor halbuki ne kadar derin her biri kendi içinde:) )

Şaşırmayı çok isterdim dualar ederken öyle şeyler olsun ki şaşıp kalayım derdim. Öyle de oluyor gerçekten. İnsan aradığını buluyor, istediğini yaşıyor.. Hayal kurmak, istemek, tevekkül etmek, dua etmek bunlar vazgeçilmemesi gereken olgular benim hayatımda.

Bugün hıdırellez. Kocam bana 3 yıldır saksıda gül alıyor sırf hıdırellez için :))

Eskiden annemin evinde iken(ne garip cümle) bahçedeki gül ağaçlarını kullanırdım gece yarısı dileklerimi gömer sabah ezanı sularında kalkıp gömdüğüm yerden alırdım:) aksiyon tavandı tabi ya biri gelirse ya biri görürse ya babam dilekleri okursa! :)) diye diye yıllardır uygularım. burda anca saksıda gül! ama olsun.. heyecan aynı heyecan..Ama dilekler değişiyor bu süreçte.. Dilek kağıdını her yıl başka bir suya atıyorum. Öyle denk geldi. Bu da çok hoşuma gidiyor. Ama kendime bir fotokopi saklayasım geliyor ay neler yazmıştım diye çünkü öyle bir liste oluyor ki hepsini hafızada tutmak mümkün değil tabi 😛 ama büyüsü kaçmasın diye ne fotokopi ne de oynuyorum kağıtla.. çıkardığım topraklı ve nemli hali ile atıyorum gitsin sulara 🙂

Dileği duası olan arkadaşlarımı da ekliyorum ben. Özel isteği olan belirtebilir 🙂

Herkesin duaları kabul olsun..

Genel kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Evde olmak

Günler nasıl da hizla geçiyor Zeynep 2 aylik oldu da geçti bile!
Neler yapıyoruz peki ?

Evdeyiz genellikle. Ilkbahar geldi diye seviniyoruz havalar daha bir iyilessin, zeynep kanguruya sigabilsin anne ile gezmelere cikabilsin modundayiz. Keyfi iyi şükürler olsun sadece cok kusuyor bazen burnundan bile süt geliyor kusarken! bu da beni endiselendiriyor. Doktor bebek reflusu muhtemelen, kilo aliyorsa tedaviye gerek duymuyoruz diyor..yine de başka bir şeyden kaynaklaniyor mu acaba diye bi idrar tahlili yaptıracağız bakalim..bu arada dün itibariyle 3.790 kg olmuş küçük hanım: ) maşallah.. Zaten 0 dan 1 numarali beze geceli oldu baya..ilk aldığımız tulumlarina da sigamamasi sevindiriyordu bizi 🙂 bunlar disinda sadece anne sutu ile beslenmesine seviniyorum inşallah böyle devam eder..

Bana gelince..
14 küsür  yıldır araliksiz çalışan biri olarak ilk kez zeynep sayesinde bu kadar süre evdeyim. Doğum izni dediğimiz 16 haftalik süreç 1 ay sonra sona erecek.. Bebeğin 6 ay anne sutu ile beslenmesi gerek ama ucretli izin sureniz buna musade etmiyor. Zeynep 3 aylik olacak benim izin surem bittiğinde. 3 aylik el kadar bebeği (ki erken doğduğu icin düzeltilmiş yaş 1.5 aylik oluyor ) birakip haftanin 6 gunu sabah 9 aksam 18:30 mesai ile nasıl çalışabilirim? 6 ay ücretsiz izin kullanma hakkım var. En azindan 3 ay bu hakkimi kullanmak istiyorum patronum itiraz edecek muhtemelen bakalim neler olacak..  Ha bir de emzirme ödeneği diye bisey var 103 TL cik 🙂 bir tweet okudum bununla ilgili komedi 🙂


Bunun dışında dua ediyorum tevekkül ediyorum kızıma kimin bakacağı konusunda..zamanla göreceğiz bunu da.. Görüldüğü üzere artik hayatim zeynep: ) ona süt olsun diye boza, gazi çıksın diye rezene içiyorum:) sürekli ictigimden değil tabiki ama herşey onun için artik. Süte benim yediklerimin geçmesi falan mucize gibi geliyor..
1 aydır tembeliz tadini cikariyoruz evde olmanin.. Sabahları kocami işe ugurlayip bazen uyuyoruz zeyneple oh mis: ) sonra yemek yap, evi topla, çamaşır yıka as kurusun topla, ütüle derken zaman geçiyor.. Bazen yapamiyorum çoğunu ama onceligim zeynep olduğu için strese sokmuyorum kendimi..olduğu kadar 🙂
Özetler böyle..

Zeynep kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | 2 yorum

Iyi ki EVET demişim

Bugün 2 mart 2015
2 yil önce bugün..
Az cok tahmin ediyordum ama bu kadar güzel olacagini da düşünmemiştim..
Sürprizdi..
O zamanlar bursa’daydi..
Benimle gorusmek icin sık sık geliyordu ıstanbul’a..
Gelip beni aldi..
Galata kulesi manzaralı sevimli, tatli sahibesi olan bi mekana yemeğe götürdü..
Ceketlerimizi bile sirtimizdan almışlardı!
Loş bir ortam, mum ışıkları, romantik bi yerdi..muzikler de mekana uygun nitelikteydi..
Yemekler nefisti..sevdiğim ege yemekleri vardi..
Heyecanlıydım
O da çok heyecanlı görünüyordu..
Ben heyecandan tabagimdaki zeytini ucurmustum (kimse görmedi bence )
Birşeyler konustugumuzu pek hatırlamıyorum
Sıra tatlıya gelmişti mekan sahibesi tum sevimliligi ile ben size uygun bi tabak hazirlatayim demişti cok ilgiliydi…
Sonra kocaman bir tatli tabağı ile geldi kadin.. o çok fazla ama gibi birşeyler mirildandigimi hatırlıyorum..
tabagi masaya koymasiyla ortasındaki kırmızı  kutuyu farketmistim!
Serkan kutuyu aldı benimle evlenir misin dedi: ) cok cok heyecanlıydık ikimiz de.. ben o an sanirim donup kalmıştım evet demem geç olsa da cevabım belliydi..tek tas yuzugumu parmagima takti o an kutsi’nin benimle evlenir misin parçası caliyordu 🙂
Mekan sahibesi mekanin konseptine pek uygun olmasa da bunu sizin icin caliyoruz demişti: )
Meğer oyle ceketlerimizi falan almaları serkanin cebinden yüzüğü alabilmek icin planlanmış: )
2 yil denilen şey sanki cok az gibi..halbuki o kadar şey sığdırdık ki daha uzun yıllar geçmiş gibi hissediyorum..
Bugünkü hayatımızın temelleri resmen atılmış oldu…

Genel kategorisine gönderildi | 5 yorum

40

Lohusalik bitti..
Kirk ucurma, bebegin 40 banyosu isleri de ok. Ailelerimiz de evlerine döndüler. Annemin gitmesine üzüldüm cok, icimizde kalan şeyler vardi her ikimizin de ama kısmet..
Ben de neredeyse unutmuş olduğum rutin hayatima geri döndüm. Mesela salonda takilabiliyorum daha cok..bu sabah kocamla kahvalti yapip sabah haberlerini falan seyrettim, tuhaf geldi. Dunyadan bihaberdim gunlerdir. Günlük ev işlerini tikirti yapmadan yapabilmek icin kizimin uyumasini beklemek beklemek yine beklemekle gecebiliyor bazen cunku kucaga alisti küçük hanim indirince miziklaniyor 🙂 en ufak tikirtiya sicrarken diger yandan elektrikli süpürge sesini hic iplemiyor 🙂
Bugün biraz turladik kizimla belim agriyor ama açık hava bana da ona da iyi geldi sanki..

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın